16012,85%1,27
44,00% 0,09
51,03% -0,32
7165,82% -1,26
11873,13% -0,94
Türkiye Konuşursa Dünya Duyar!
İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki gerilim, bir diplomatik kriz değil; küresel düzenin yeniden kurulma savaşıdır.
Dünya, büyük bir kırılmanın eşiğindedir
*Bu savaş yalnızca askeri değildir*Ekonomiktir* Enerjetiktir* Psikolojikti* Medeniyet tasavvurudur.
ABD yaptırımlarla boğar.İran vekil güçlerle direnç üretir.
Körfez’de yükselen her tansiyon, dünya piyasalarını titretir. Ortadoğu’daki her çatışma, küresel sistemin zayıf damarlarını ortaya çıkarır. Fakat asıl soru şudur:
Bu hesaplaşmanın ortasında Türkiye nerede duracaktır?
Türkiye, coğrafya değildir yalnızca. Bir geçiş koridoru, bir enerji kilidi, bir askeri güç, bir medeniyet mirasıdır.
Biz ne Washington’ın gölgesinde yaşayacak bir ülkeyiz,
ne de bölgesel hesapların aparatı olacak bir devlet.
Türkiye edilgen kalamaz. Taraf olmak zorunda değiliz; fakat güçlü olmak zorundayız. Eğer kriz derinleşirse:
Enerji hatları Türkiye’nin önemini katlayacaktır.
Sınır güvenliği doğrudan test edilecektir
Ekonomik kırılganlıklar jeopolitik baskıya dönüşecektir.
Bu nedenle Türkiye’nin stratejisi net olmalıdır:
*Bağımsız diplomasi.*Yüksek caydırıcılık.*Ekonomik dayanıklılık.*Bölgesel inisiyatif. Bugün çok kutuplu dünya yükseliyor.Çin ekonomik cephede,Rusya askeri sahada.Avrupa Birliği ise stratejik kararsızlık içinde.
Bu tabloda Türkiye, ya merkez ülke olacaktır,ya da merkezlerin çevresinde savrulan bir aktör.Artık savrulma dönemi bitmeli,etkileme dönemi başlamalıdır.
*Türkiye konuştuğunda dünya duymalıdır.
*Türkiye hamle yaptığında denge değişmelidir.
*Türkiye masaya oturduğunda sonuç belirlenmelidir.
Çünkü bu sadece bir dış politika meselesi değildir.
*Bu, bir devlet aklı meselesidir.*Bu, bir gelecek meselesidir.Ve gelecek, güçlü olanların değil; stratejik düşünenlerin olacaktır.