Ve öpülesi eller!
Hiç kuşku yok ki, her mesleğin kendine özgü bir değeri var. Yani her meslek önemlidir ve her mesleğin topluma bir hizmeti vardır.
Öncelikle bunun bilincinde olmamız gerekir. Ancak; iki meslek var ki, bunlar insan yaşamında çok çok önemli. Bunların biri eğitimciler, diğeri de sağlıkçılar. Eğitimci yani öğretmen, daha ana kucağından yeni yeni ayrılıp, kendisine emanet edilen o yavruların geleceğini tayin eder. Ona yön verir, onu yaşam sürecine en iyi şekilde hazırlamaya çalışır. Bilgi dağarcığında ne varsa onunla öğrencilerini besler. Onları, en verimli şekilde insanlık potasından geçirerek ailesine, ülkesine yararlı birer birey olarak yetiştirir.
Sağlığa gelince; Kanuni Sultan Süleyman’ın hasta yatağında söylediği ünlü bir sözü var. Şöyleki: ‘Halk içinde mu’teber bir nesne yok devlet gibi, Olmaya devlet cihânda bir nefes sihhat gibi.’ Kanuni Sultan Süleyman’ın bu sözü, sağlık hakkında söylenmiş çok önemli bir sözdür. Geçici bir hastalık anında bile, örneğin basit bir soğuk algınlığı, grip gibi bir hastalıkta, biraz gücümüzü kaybedince, az da olsa, acılarla baş başa kalınca bu sözün önemini daha iyi anlıyoruz. Padişah da olsanız, sultan da olsanız, hatta dünyayı da size verseler, sağlığınız kadar değeri yoktur. O nedenle, bir nefesin bile önemli olduğu sağlıkta, doktorların ve sağlık ekibinin en önemli hastalıklarda dahi insana yardımcı olması, onu eski günlerine kavuşturma çabaları, parayla pulla satın alınamaz. Hele hele, güler yüz ve motivasyon vermeleri ise hiçbir şeyle ölçülemez. Değer de biçilemez. Örnek vermek gerekirse; Beylikdüzü Medicana İnternational Hospital’da görev yapan Radyasyon Onkoloji Birim Başkanı Doç. Dr. Füsun Tokatlı, Fadime Alkaya ve ilgili ekip. Özellikle Tokatlı ve Alkaya hastalara sihirli elleriyle, güler yüzleriyle şifa dağıttıkları gibi, kendi aralarında da çifte kumrular gibi çok iyi anlaşıyorlar. Başarılı olmalarında ki, en büyük etken de bu olsa gerek, samimi, el ele, yürek yüreğe olmak…Ve işte:
Öpülesi eller!
Bilir misin, ben her eli öpemem!
Anam, babamdan başka…
Ama, iki el daha var ki,
Onlar ise bambaşka…
Kim mi, diyorsunuz onlar;
Biri öğretmenim,
Onu; Anam, babam gibi severim.
O ki; bilgi kaynağım, önderim, rehberim.
Onun öğretileriyle geleceğe merhaba derim.
Bilmem ki , emeğini nasıl nasıl öderim!
Beni hayata hazırlayan canım canım öğretmenim…
Biri daha var ki, o da doktorum;
Vefasız değilim, onu nasıl uturum.
Bize şifa verir, o kutsal eller.
Onlara dua eder nice diller.
Sağlığımda; güvencem ve umudum.
İnsan çare arar, olsa da bir yudum…
O olmasa, kim bilir ki n’olurum,
Ben onunla sağlığımı bulurum.
Hiç olmasın, ne üzüntü ne keder,
O iki eller de öpmeğe değer…


